Yurtdışında marka koruması sağlamak için temel olarak iki ana yol bulunmaktadır. Birincisi, koruma istenen ülkeye doğrudan başvuru yapılmasıdır. İkincisi ise uluslararası veya bölgesel sistemler üzerinden birden fazla ülkeyi kapsayabilecek şekilde yapı kurulmasıdır. Hangi yolun daha doğru olduğu, tamamen müvekkilin hedef pazarlarına, bütçesine, faaliyet hızına, marka riskine ve ticari planına göre değişir. Bu nedenle tek cümlelik, herkes için geçerli bir cevap vermek doğru olmaz.
Örneğin bazı işletmeler için önce birkaç kritik ülkede doğrudan başvuru yapmak daha mantıklı olabilir. Bazı işletmelerde ise merkezi bir sistem üzerinden daha geniş ama kontrollü bir koruma alanı oluşturulabilir. Ayrıca her ülkenin prosedürü, inceleme mantığı, vekil zorunluluğu, kullanım yaklaşımı ve itiraz pratiği farklıdır. Dolayısıyla “yurtdışında marka alalım” demek tek başına yeterli değildir; doğru ülke sıralaması ve doğru sistem tercihi yapılmalıdır.
İNKA PATENT olarak yurtdışı marka başvurularını yalnızca teknik dosya takibi olarak ele almıyoruz. Öncelikle şu soruların cevabını netleştiriyoruz: Hangi ülkelerde fiili satış var? Hangi pazarlarda yakın dönem hedef var? Hangi ülkelerde rakip yoğunluğu yüksek? Hangi ülke yalnızca prestij için düşünülüyor, hangisi gerçek ticari ihtiyaç? Bu analiz yapıldıktan sonra koruma planı oluşturuyoruz. Böylece müvekkil, gereksiz ülkelere başvurup dağılmak yerine, gerçekten değer üretecek ülkelerde güçlü bir hukuki zemin kurmuş oluyor.