Bir startup açısından marka ile patent arasında öncelik belirlemek, yalnızca hukuki değil ticari strateji meselesidir. Çünkü startup’ın hangi alanda büyüyeceği, neyi satacağı, neyi ölçekleyeceği ve yatırımcıya hangi değeri sunacağı bu kararı doğrudan etkiler. Eğer startup’ın asıl gücü teknik çözümden değil, kullanıcı deneyiminden, marka algısından, içerikten, platform yönetiminden veya topluluk etkisinden geliyorsa, marka koruması ilk aşamada daha acil hale gelebilir. Buna karşılık startup’ın temel değer önerisi gerçekten yeni bir teknik sistem, cihaz, formülasyon veya mühendislik çözümü ise, patent tarafını sona bırakmak riskli olabilir.
Pratikte birçok startup başlangıçta yalnızca isim ve logo üzerinde düşünür, teknik tarafı ise daha sonra ele alacağını varsayar. Bu yaklaşım bazı iş modellerinde doğru olabilir; ancak teknik niteliği yüksek girişimlerde, ürün kamuya açıklanmadan önce patent stratejisi düşünülmezse geri dönüşü olmayan kayıplar ortaya çıkabilir. Öte yandan bazı girişimler de “patent alırsak her şey çözülecek” yanılgısına düşer ve asıl büyüme motoru olan marka kimliğini boş bırakır. Bu da başka bir hatadır.
İNKA PATENT olarak startup’larda önceliklendirme yaparken şu soruya odaklanıyoruz: Yarın bu girişimi değerli kılacak ana unsur nedir? Eğer değer büyük ölçüde isimde ve kullanıcı algısında oluşacaksa marka daha erken pozisyon alır. Eğer değer teknik çözümdeyse, patent veya faydalı model baştan planlanır. Çoğu zaman en doğru cevap, tek bir hakkı seçmek değil; iki alanı da doğru sırayla ve doğru yoğunlukta yürütmektir.