Marka tescili alındıktan sonra en sık yapılan hatalardan biri, sürecin tamamen sona erdiğinin düşünülmesidir. Oysa gerçekte marka tescili, bir son değil başlangıçtır. Bir markanın uzun süre boyunca gerçek ticari kullanım görmemesi, birçok hukuk sisteminde o markayı zayıflatabilir ve belirli koşullarda iptal riskine açık hale getirebilir. Bunun temel mantığı da oldukça açıktır: hukuk düzeni, sadece sicilde duran ancak piyasada hiçbir gerçek varlığı olmayan markaları sonsuza kadar korumak istemez.

Burada “kullanım” kavramı da doğru anlaşılmalıdır. Kullanım yalnızca markanın bir yerde yazılmış olması değildir. Markanın ürün üzerinde, ambalajda, katalogda, web sitesinde, reklam materyalinde, faturada, pazar yeri ekranında veya hizmet sunumunda ticari hayata bağlanan şekilde görünmesi gerekir. Üstelik bu kullanımın gerçek, samimi ve ticari ilişki içinde olması önemlidir. Sırf ileride delil gösterebilmek için sınırlı ve yapay bazı görünümler oluşturulması her zaman yeterli olmayabilir. Özellikle bir ihtilaf çıktığında, karşı taraf markanın gerçekten piyasada kullanılıp kullanılmadığını sorgulayabilir.

İNKA PATENT olarak müvekkillerimize yalnızca marka başvurusu yaptırmıyoruz; markanın yaşam döngüsünü de anlatıyoruz. Tescil sonrası kullanım planı, delil biriktirme alışkanlığı, doğru belge saklama ve gerektiğinde kullanımı ispatlayacak yapının oluşturulması son derece önemlidir. Kullanılmayan marka, zamanla sadece kayıtlı bir isim haline gelir; kullanılan ve doğru yönetilen marka ise gerçek ticari sermayeye dönüşür. Bu nedenle marka koruması pasif bir hak değil, aktif şekilde yönetilmesi gereken bir değerdir.