Bir şirket iflas ettiğinde, marka genellikle şirketin diğer malvarlığı unsurları gibi değerlendirilir ve ekonomik değeri oranında ayrı önem kazanır. Özellikle piyasada bilinirlik oluşturmuş, satış gücü yaratmış veya lisans potansiyeli bulunan markalar, iflas masasında ciddi değer taşıyan varlıklar arasında yer alabilir. Yani şirketin faaliyetleri durma noktasına gelse bile, marka her zaman değersiz hale gelmez. Hatta bazı durumlarda şirketin en kıymetli varlığı tam da markanın kendisi olabilir.

İflas sürecinde marka satılabilir, devredilebilir veya alacaklıların tatmini için değerlendirmeye konu olabilir. Burada önemli olan, markanın gerçekten kimin adına kayıtlı olduğu, şirket aktifleriyle ne derece bağlantılı olduğu ve üçüncü kişilerle yapılmış lisans veya kullanım anlaşmalarının bulunup bulunmadığıdır. Eğer marka şirketten ayrı yapılandırılmışsa sonuç farklı olabilir; doğrudan şirket aktifinde ise daha farklı sonuçlar doğabilir. Bu nedenle marka sahipliği yapısı sadece tescil kolaylığı değil, finansal dayanıklılık açısından da önemlidir.

İNKA PATENT olarak marka sahipliği ve portföy yapılanmasında bu tür finansal senaryoları da dikkate alıyoruz. Çünkü güçlü marka sadece büyüme döneminde değil, kriz döneminde de şirketin kaderini etkiler. Doğru yapılandırılmış marka, iflas masasında dahi ciddi ekonomik değer yaratabilir; yanlış yapılandırılmış marka ise gereksiz kayıplara yol açabilir.