Logoda yapılan değişiklikler, değişikliğin derecesine göre hukuki açıdan farklı sonuçlar doğurur. Eğer yapılan değişiklik küçük ölçekli, genel karakteri bozmayan ve markanın ana ayırt edici unsurlarını koruyan türdeyse, çoğu zaman önceki tescilin ticari değeri devam edebilir. Ancak logo köklü biçimde değişmiş, tipografi, şekil yapısı, baskın figür ve genel kompozisyon ciddi şekilde dönüşmüşse, artık eski başvurunun sizi ne ölçüde koruyacağı tartışmalı hale gelir.
Buradaki kritik mesele, tüketicinin yeni logoyu eski logonun doğal devamı olarak algılayıp algılamayacağıdır. Marka hukuku sadece teknik çizgileri değil, genel izlenimi de önemser. Eğer yeni logo bambaşka bir ticari algı yaratıyorsa, eski tescile güvenmek riskli olabilir. Birçok şirket rebranding yaptıktan sonra yeni görünümünü ayrıca korumaya almadığı için ileride ihlal veya savunma sorunları yaşar. Çünkü sicilde korunan yapı ile piyasada kullanılan yapı arasında ciddi fark oluşur.
İNKA PATENT olarak logo değişikliklerinde müvekkillerimize “küçük revizyon” ile “yeni marka karakteri” arasındaki farkı net anlatıyoruz. Bazen mevcut tescil kullanılmaya devam edebilir; bazen ise yeni logonun ayrıca başvuruya konu edilmesi gerekir. Bizim yaklaşımımız şudur: markanın piyasadaki gerçek hali ile hukuki koruması arasında boşluk bırakmamak gerekir. Güçlü marka yönetimi, değişiklik yapıldığında bunu hukukla da uyumlu hale getirmekten geçer.