Fikri mülkiyet koruması birçok işletme ve girişimci için ilk bakışta ertelenebilir veya isteğe bağlı bir konu gibi görünebilir. Özellikle işin başında satış, üretim, reklam, personel, tedarik ve operasyon gibi daha görünür ihtiyaçlar varken, marka veya patent süreci ikinci plana itilebilir. Ancak “gerçekten gerekli mi?” sorusunu sağlıklı cevaplamak için bir adım geri çekilip şu noktaya bakmak gerekir: bu işte yarın korunması gereken hangi değer ortaya çıkacak? Eğer müşteri markayı hatırlayacaksa, ürün teknik farkıyla ayrışacaksa veya girişim yatırım alacaksa, bu haklar çoğu zaman gerçekten gereklidir.
Gereklilik, her dosyada aynı yoğunlukta olmayabilir. Küçük bir yerel faaliyet için asgari koruma yeterli olabilirken, hızla büyüyecek e-ticaret markasında çok daha erken ve güçlü koruma gerekir. Teknik yenilik içermeyen bir iş modelinde patent gerekmez ama marka son derece gerekli olabilir. Yani sorunun cevabı “herkes için evet” değildir; fakat ciddi ve büyüme potansiyeli olan çoğu ticari yapıda belirli düzeyde fikri mülkiyet koruması artık neredeyse zorunlu hale gelmiştir.
İNKA PATENT olarak müvekkile doğrudan “her şeyi alın” yaklaşımı sunmuyoruz. Önce neyin gerçekten gerekli olduğunu belirliyoruz. Çünkü doğru koruma, ihtiyaç olmayan alanlara dağılmak değil; kritik noktaları güvenceye almaktır. Eğer işinizde değer yaratacak unsur isim, teknik çözüm veya tasarım ise, evet, bu koruma gerçekten gereklidir. Önemli olan, hangi hakların sizin için gerçekten vazgeçilmez olduğunu doğru saptamaktır.