Dava açmak, marka hukukunda en güçlü araçlardan biridir; ancak her güçlü araç gibi dikkatli kullanılmalıdır. Bir dosyada dava açmanın mantıklı olup olmadığı, yalnızca hukuken haklı olup olmamaya değil, aynı zamanda ticari menfaate, zamanlamaya, delil durumuna, karşı tarafın pozisyonuna ve alternatif çözüm yollarının tükenip tükenmediğine bağlıdır. Yani dava, yalnızca “sinirlendim, hakkımı arayayım” refleksi ile değerlendirilmemelidir.
Bazı dosyalarda dava açmak kaçınılmazdır. Özellikle marka hakkına açık tecavüz varsa, karşı taraf kötü niyetli davranıyorsa, markanın itibarı ve pazarı zarar görüyorsa veya idari yollar sonuç vermiyorsa dava, hak aramanın en doğru yöntemi olabilir. Ayrıca tazminat, kullanımın durdurulması, piyasadan toplatma, hükümsüzlük veya ihtiyati tedbir gibi güçlü sonuçlar da çoğu zaman dava yoluyla elde edilir. Ancak bazı durumlarda dava yerine uzlaşma, ihtarname, lisans müzakeresi veya idari başvuru daha verimli olabilir.
İNKA PATENT olarak dava konusuna her zaman stratejik yaklaşıyoruz. Müvekkile sadece “haklısınız, dava açalım” demiyoruz. Önce davanın ticari karşılığını, başarı ihtimalini, zaman-maliyet dengesini ve alternatif yolları değerlendiriyoruz. Çünkü iyi bir marka vekilliği sadece dava açmayı bilmek değil, hangi dosyada dava açmanın gerçekten doğru olduğunu öngörebilmektir. Dava doğru yerde kullanıldığında çok güçlüdür; yanlış yerde ise gereksiz yıpratıcı olabilir.