COĞRAFİ İŞARET VE İNCELEME ESASLARI

Coğrafi İşaretin Adı: Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkındaki 555 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin (KHK’nın) 3 üncü maddesinde tanımlandığı üzere coğrafi işaret, belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri itibariyle kökenin bulunduğu bir yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş bir ürünü gösterir. Bu tanımdan hareketle başvuruya konu ürünü gösteren coğrafi işaretin yöreyle özdeşleşmiş olması gerekmektedir. Bu kapsamda başvuru ekinde, başvuruya konu adın yöre ile özdeşleştiğini ve sonradan uydurulmuş/geliştirilmiş bir ad olmadığını, başvuru tarihinden çok daha önce bilindiğini kanıtlar nitelikteki belgelerin ibraz edilmesi gerekmektedir. Uygulamada sıklıkla karşılaşıldığı üzere coğrafi işaret başvurusu yapıldığına veya başvuru hazırlığı içinde olunduğuna dair haberler bu koşulu yerine getirmemektedir. Ayrıca ibraz edilecek belgelerde coğrafi işaretin adının ne olduğu konusunda çelişki bulunmamasına dikkat edilmeli, böyle bir durumla karşılaşılması halinde daha detaylı çalışma yapılması gerekmektedir. Öte yandan 5 inci madde gereği 3 üncü maddede yapılan tanımlara uygun olmayan adlar; ürünlerin öz adı olmuş adlar; ürünün gerçek kaynağı konusunda halkı yanıltabilecek olan bitki türleri, hayvan soyları veya benzeri adlar ile kamu düzeni ve genel ahlaka aykırı işaretler coğrafi işaret olarak tescil edilemez. Yabancı ülke kaynaklı başvurunun kendi ülkesinde korunmaması, korunmasının sona ermiş olması veya kullanılmaması halinde başvuru tescil edilmez.

Korumanın Genel Şartları

Bir ürünün menşe adı veya mahreç işaretinin, 555 sayılı KHK çerçevesinde korunması tescil yoluyla sağlanır. Türkiye’de ilk defa bu KHK ile coğrafi işaretlere tescil ile korunma olanağı getirilmiştir. Daha önceden coğrafi işaretler marka kanunları içerisinde dolaylı bir korumaya tabidirler. 5 inci madde, hangi ad ve işaretlerin coğrafi işaret olarak tescil edilemeyeceğini saymıştır. Bunlar aşağıda belirtilmektedir:

(a) 3 üncü maddedeki coğrafi işaret tanımına uymayan adlar ve işaretler,

(b) Ürünlerin öz adı85 olmuş adlar ve işaretler,

(c) Ürünün gerçek kaynağı konusunda halkı yanıltabilecek olan bitki türleri, hayvan soyları veya benzer adlar,

(d) Kamu düzeni ve genel ahlaka aykırı işaretler,

(e) Paris Sözleşmesi ve DTÖ’nü kuran Anlaşma’ya üye ülkelerde korunmayan veya koruması sona ermiş veya kullanılmayan adlar ve işaretler.

(a) bendinde, ürünle coğrafi menşei arasındaki bağ ekseninde tanımlanan menşe ad ve mahreç işareti kategorilerine girmeyen adlar ve işaretler kastedilmektedir. (b) ve (c) bentlerinde belirtilen öz adların (jenerik isimlerin) ve ürünün gerçek kaynağı konusunda yanıltıcı bitki türleri ve hayvan soylarının coğrafi işaret olarak korunamayacağına dair şartlar, 2081/92 sayılı AT Tüzüğü’nün 3 üncü maddesinin bir ve ikinci fıkralarında aynı şekilde yer almaktadır. (d) bendinde belirtilen kamu düzeni ve genel ahlaka ilişkin şart AT Tüzüğü’nde görülmemektedir. (e) bendinde ise 2 nci maddede yer alan karşılıklılık ilkesine gönderme yapılmaktadır. Bu bentte yabancıların yaptığı başvurulara ilişkin bir şart yer almaktadır. Kendi ülkesinde (başvuru sahibi açısından “menşe ülke” olarak bahsedilebilir) koruması sona ermiş ve artık korunmayan veya kullanılmayan adlar ile başvuru yapan yabancı uyrukluların başvuruları da coğrafi işaret olarak tescil edilemez. Aynı hüküm TRIPs Anlaşması’nın 24 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında yer almaktadır.

Endüstride tasarıma yüklenen amaç, ürünün işlevselliğine katkıda bulunmak ve görünümünü değiştirerek pazarlamaya yardımcı olmaktır. Tüketiciler, malzeme kalitesi ve teknik bakımlardan aynı olan iki ürün arasında tercih yaparlarken o ürünün tasarımı büyük rol oynamaktadır. Hatta bazen müşteri tercihlerinde tek başına belirleyici olabilmektedir. Bu noktada, ticari rekabette çok büyük önemi olan ürün ve ambalaj tasarımlarının tasarım sahibi firma veya kişi tarafından tescillenmesi büyük önem kazanmaktadır.